Menu
Tablet menu

Central Saint Martins Moda ve Tasarım Okulu

Central-Saint-Martins-Fashion-SchoolJohn Galliano’dan Stella McCartney’e, Alexander McQueen’den Phoebe Philo’ya Christopher Kane’e kadar dünyaca ünlü birçok modacı bugün sahip oldukları becerilerinin hepsine Central Saint Martins’de sahip oldular. Londra’da bulunan bu moda okulunu gelin hep beraber yakından tanıyalım.

Modellerin göz alıcı güzellikleriyle spot ışıkları altında, cat walk eşliğinde ve yüzlerindeki soğuk ancak bir o kadar çekici ifadeleriyle yürüdükleri podyumlar… Müziğin ritmine uygun teker teker, alımlı bir edaya sahip pozlar… Kat kat giysilere ve teatrel kıyafetlere bürünmüşlerdi. Yüzleri ise özenle pudralanmıştı. John Galliano’nun podyum hikayesi tiril tiril pamuklu gömlekler, uçuşan pelerinler ve çizmeler ile başlamıştı. Defilelerin düzenlendiği 1930’lu yıllara ait Soho binasında o zamanlar dönemler arası dramatik bir savaş yaşanıyordu. Ki bu savaş bir nevi Les Incroyables dönemine bir övgü niteliğindeydi. John Galliano’nun Paris’teki modayı politik bir yıkım aracı olarak gören devrim sonrası dandy’lerin abartılı ve züppe tarzlarını yeniden podyuma taşıması ile başlamıştı bu savaş. Podyumda kullanılan malzemelerin her milimetresi katkısız Galliano tarzını yansıtıyordu. Teatrel, kusursuz biçimde kesilmiş ve işlenmişti. Bunu Galliano’dan başka kaç kişi yapabilirdi? Kendi adıyla çıkarttığı bu koleksiyon onun Givenchy ve Dior’un baş tasarımcısıyken tasarladıklarından oldukça farklıydı. Kimse bilmiyordu ama bu o zamana kadar tanınmayan kötü çocuğun ilk defilesiydi. Özetle bu koleksiyonu farklı kılan Galliano’nun bu koleksiyonu aslında henüz 1984 yılında Central Saint Martins Sanat ve Tasarım Okulu’ndan mezun olmak için kullandığı tasarımlardı. Şimdi ise bu tasarımlar okulu bitirme tezinden çok moda dünyası için devrim niteliği taşıyordu.

Galliano, hala daha ailesinin güney Londra’da bulunan mütevazi evinde yaşayıp, toplu taşıma araçlarını kullanırken; okul arkadaşları ise bu genç ve hırslı adamın çevresinde dolanıp durdular. Çünkü okulun mezuniyet defilesinden hemen önce her Çarşamba ve Perşembe öğleden sonra Ulusal Tiyatro’da kostüm giydirici olarak görev aldığını söyleyip, ortalarda görünmeyen bu genç adamla ilgili dedikodular herkesin ağzındaydı. Bu söylentiler ise bu adamın bir gün kesinlikle moda dünyasının yıldızı olacağı ile ilgiliydi. İşte o gün, ön sırada Browns mağazalarının, mükemmeliyetçiliğiyle bilinen sahibi Joan Burstein oturuyordu. Bugün Burstein Galliano’ya dair ilk anısını şöyle anlatıyor: “Kıyafetleri ilk gördüğümde yalnızca Aman Tanrım! Diyebildim. Oldukça vahşiydi, insanı cezbeden bir tavrı vardı. Londra’da bu bir ilkti. Ve John bunu başarmıştı.” . Les Incroyables’de ki ilk koleksiyonda Galliano’nun tasarımları her ne kadar moda tarihini anımsatıyor olsa da gerçekte modanın geleceğine dair çok yeni bir soluktu. Bu genç adamın defilesini izleyen Burstein, defileden hemen sonra kulise koştu. Galliano’nun tüm tasarımlarını kendi mğazalarında satmak amacıyla almak istediğini söylemek için. “Defilenin hemen ardından kulise gittim. John’u görmek ve kıyafetlerini satın almak istediğimi söylemek için. Bu mezuniyet için tasarımlar yapan genç bir öğrenci için oldukça büyük bir olaydı. John’a niyetimi söylediğim anda anladım onun karakterini ve hayran kaldım. Çünkü yaşına rağmen o kadar kontrollüydü ki… John asla heyecanlanmaz her daim ağzından ne çıktığının farkındadır. Ona niyetimi belirttiğimde bana eğer koleksiyonunun tamamını verirse bir daha asla üretemeyeceğini çünkü hepsinin tek olduğunu söyledi. Bende onun tasarımlarını mağazalarımın vitrinlerinde sergilemeye karar verdim.” Diyor Burstein.

saint3

J.GALLIANO

Ailesi tatilde olduğu için Peckham’da bulunan evinde bir süre yalnız yaşamakta olan Galliano, Bustein’in mağazasında sergilenen tasarımlarından oldukça olumlu bir tepki aldı. Ve ilk siparişler için evde yalnız kalması rahat çalışabilmesi için oldukça iyi bir yoldu. Evin ön odasına dikiş makinesi yerleştiren Galliano, o günler için “Evde tam anlamıyla küçük bir fabrika kurmuştuk.” Diyor. Galliano’nun küçük ama emin adımlarla başlayan hikayesi bugün bir efsaneye dönüşmüş durumda… Galliano elbette yalnızca kendi efsanesini de yaratmakla kalmadı ve mezun olduğu Saint Martins’i de bir yıldıza dönüştürdü.

Saint Martin’in bünyesinde o günden bugüne birçok ünlü modacı yetişti. Örneğin, Türk tasarımcı Hüseyin Çağlayan’ın koleksiyonunu da yine Burstein kaptı. 1991 senesinde ise Alexander McQueen Saint Martins’in yüksek lisans programını yarıda bıraktığında Isabel Blow’da benzerini McQueen için yaparak dillere destan moda sevdasına başlamış olacaktı.

Saint Martins bugün dünya çapında üne sahip ve prestijli okulların başında yer alıyor. Ayrıca prk çok ünlü tasarımcıyı da mezun etmiş durumda. Bunların arasında Celine’in Phobe Phibo’su Givenchy’nin Ricardo Tisesi’si ve Stella McCartney yer alıyor. Son zamanlarda büyük patlama yapan Christopher Kane, Jonathan Saunders ve Mary Katrantzou’da yine bu kurumdan mezun modacılar arasında yer alıyor.

saint4

HÜSEYİN ÇAĞLAYAN

Tasarımları Rihanna ve Michelle Obama tarafından beğeniyle giyilen Türk tasarımcı Hüseyin Çağalayan ise Saint Martins’i bir moda okulu olarak değil, bir sanat okulu olarak görüyor. Hüseyin Çağlayan arkadaşlarının hepsinin heykel, güzel sanatlar ve fotoğrafçılık okuduğunu bu durumunda onların bu iş hakkında farklı yorumlar yapabilmesini sağladığını da ekliyor.

Central Saint Martins 1854 yılında Soho’nun kalitesiz gece hayatı ile Batı Tarafı’nın alemci tiyatrolarının bulunduğu isli puslu Charing Cross Caddesi üzerinde açılmış olsa da 1989 yılında Merkez Sanat Okulu ile birleşerek bugünkü halini almış. Okul bugün Londra’nın merkezinde bulunduğu için yetişen modacılar adına Londra’da bir cadde de dahi yürümek onlara ilham verebiliyor.

saint10

A.MCQUEEN

1978’de ise Yüksek Lisans Programı kuran Bobby Hilson, Alexander McQueen’i keşfetmesiyle ünlü… Bobby Hilson, öğrencileri okul çevresinde dolaşmaya çıkarttığında hedefinin onlara buranın tam bir çöplük olduğunu göstermek istediğini ve bu çöplükten kurtulmak için çok çalışmaları gerektiğini göstermek adına gezdirdiğini söylüyor. Öğretmen Hilson’ın yapmak istediği moda dünyasındaki katı darbelere karşı öğrencilerini şimdiden hazırlamak ve onlara okulun yalnızca akademik bir kurs niteliğinde olmadığını göstermek… Öğretmen Hilson bunun yanı sıra öğrencilerini yılda 2 kez Paris Moda Haftası’na da götürüyordu. Peki, Hilson McQueen’ine nasıl ulaşmıştı? O günlerde McQueen kalıp kesme konusunda bir öğretmenlik işi arıyordu. Hilson ise ona çizimlerini de yanında getirmesini söyledi. McQueen tasarımlarını getirdiğinde Hilson onun yetersiz olduğunu düşündü bunu ona da söyledi. McQueen ise hiç vazgeçmedi. Saint Martins’e girecek parası yoktu ancak o hem Hilson’un yardımcısı oldu, okulunun ücretini ödedi ve aynı zamanda çok sıkı çalışarak kendini geliştirdi.

Saint Martins 1 yıl önce Londra Kings Cross’da bulunan geniş Viktoryen depolara taşındı. Artık okulun öğrencileri kendi cam bölmelerindeki lüksün tadını çıkartıyor ve abartılı şekilde büyük fuayenin ortasına kurulmuş kahve karavanlarında zaman geçiriyorlardı. Çok sayıda stüdyodan oluşan bu binanın sponsoru ise Louis Vuitton’dı.

saint11

S.MCCARTNEY

Grafik ve lazer kesim tasarımları sayesinde moda dünyasının sevgilisi haline gelen ve tasarımları Keira Knightley, Alexa Chung gibi ünlü isimler tasafından tercih edilen Mary Katrantzou ise bu okulun bir diğer yıldızı… Sert bir eleştiri ve askeri kamptaymışcasına bir eğitim almak için Saint Martins’i tercih ettiğini söyleyen Katrantzou, moda dünyasında ne derece güçlü olup ne derece ayakta kalabileceğini görmek istemiş.

Peki, bu okulda öğrencilere ne öğretiliyor? Okul başkanı Profesör Louise Wilson bu soruya: “Ders programı hakkında bir şey söylemek oldukça zor. Gelen öğrencilere elbette matematik öğretmiyoruz. Ders içeriklerimiz öğrencilere özgünlüğü, bağımsızlığı, sağduyuyu, parlak fikirleri moda sektörüne taşımayı ya da zaman yönetimini öğretmek konusunda.” Cevabını veriyor. Özetle Saint Martins’de geçen 18 ayın sonunda öğrenciler materyalleri için uygun kaynağı bulmayı öğreniyorlar ve kendi defilelerini sergilemeye hazır olarak çıkıyorlar.

Saint Martins yılların eskitemediği bir dev… Okul geçen zaman içerisinde oldukça az değişikliğe uğramış. Okulun çalışma düzeni kurulduğu gün ile neredeyse aynı “Uluslar arası moda evlerinde çalışacak biçimde mezun vermek”… Elbette herkes Saint Martins’de umduğu eğitimi alamayabiliyor da. Örneğin Stella McCartney… Kurumdan 1995 yılında mezun olan McCartney, okulun avantgarde’a oldukça vurgu yaptığını ve bunun rahatsız edici olduğunu düşünüyor. Yani McCartney’e göre okul öğrencilerini çılgınca tasarımlar yapmaya zorluyor. Ancak McCartney kurumun bu vurgusuna baş kaldıran bir modacı. Çünkü o defilelerinde işlemeli, hoş Saville Row takımlarını ön plana çıkartıyor.

Central Saint Martins geçmişi ile kendinden çok söz ettiriyor. Hayali moda olanlarının muhakkak göz önüne alması gereken bir kurum… Okulun başkanı Profesör Wilson’un sözüyle son noktayı koyalım: “Central Saint Martin sizden önce de ve sizden sonra da sizlerle var olacak.”.

Öğeyi Oyla
(2 oy)
Ece

Yorum eklemek için giriş yapın
yukarı çık
  1. Yeni
  2. Yorumlar
KERATİN BAKIMI VE BREZİLYA FÖNÜ
SAÇLARIMIZ İÇİN KALICI BİR YÖNTEM
SAÇ TÜYÜ TRENDİ BAŞLADI! RENGARENK SAÇ TÜYLERİ İLE HERKESİ KISKANDIRIN!
ARGAN YAĞI VE BİTKİSEL BİR EL KREMİ ÖNERİSİ
SAÇ BAKIMI VE UZUN SÜRELİ SAÇ ŞEKİLLENDİRME
EN ÖZEL GÜNÜNÜZDE PORSELEN MAKYAJLA EN GÜZEL SİZ OLUN
ARGAN YAĞI BAKIMI İLE MÜKEMMEL SAÇLAR
PORSELEN MAKYAJ İLE KUSURSUZ CİLTLER
CİLDİNİZDE PORSELENİN IŞILTISI OLSUN
PORSELEN MAKYAJ HAKKINDA FARKLI DÜŞÜNCELER
KUSURSUZ BİR CİLT İÇİN PORSELEN MAKYAJ
ÜNLÜLERİN GÜZELLİK SIRRI: ARGAN YAĞI
KERATİN BAKIMI İLE BREZİLYA FÖNÜ
KALICI FÖNLE YILIN YARISI FÖNLÜ SAÇLARA SAHİP OLUN
PORSELEN PUDRA VE PUDRA TONLARI