Menu
Tablet menu

Christian Louboutin ve 2012 Yaz Koleksiyonu

Christian-LouboutinDaha nice 20 senelere Christian Louboutin! Oldukça farklı bir kişiliğe sahip olan tasarımcı, kadınların görünce deli olduğu kırmızı tabanlı, masalımsı ayakkabılarını piyasaya sunmasından bu yana tam 20 sene geçti.

Yüksek topukları hâkimiyeti altına alan, hünerli ellerin ve dahi bir beyinin sahibi Christian Louboutin her yönüyle bizlerle…

Amerika’nın kadınlar için lüks ayakkabılar ve çantalar satan mağazalar zinciri Barney’s New York’un Sanat Yönetmeni Simon Doonan; “Louboutin en güçlü uyuşturucudur ve ne yazık ki bu bağımlılığın tedavisi de yoktur.” Teşhisini koyarken oldukça doğru söylüyor aslında. Louboutin imzalı ayakkabılar öylesine özel ki markanın web sitesi www.christianlouboutin.com  oldukça farklı bir şekilde tasarlanmış. Siteye girdiğinizde bizlere ayakkabı büyüsü yaptığını kolayca anlayabiliyorsunuz Louboutin’nin. Kelebekler uçuşuyor ve ardından Louboutin beliriyor ekranda, elinde sezon katalogunu bizlere kendisi sunuyor. Louboutin imzalı bu kırmızı tabanlı ayakkabılar ekranda karşımıza çıktığında bile içimizi titremeye yetiyor. Tasarımcının bu sıra dışı başarısı tüm dünya tarafında ayakta alkışlanıyor. Peki, ama neden? Bu adamı bu denli özel kılan ne?  Çünkü Christian Louboutin öyle ki tam 20 senedir aynı ince ve şık bir zevkle, aynı azim ve istekle, aynı enerjiyle eşi benzeri olmayan ayakkabıları bizlere sunuyor. Bir erkeğin gözü ile bir kadını nasıl görmek isterse öyle tasarlıyor mücevher misali ayakkabılarını… O, tasarladığı ayakkabılardan çıkan topuk tıkırtısını çok seviyor ve her zaman kadınları savunuyor.

christ1

Christian Louboutin öyle bir adam ki kendi özgürlüğüne düşkün olduğu kadar kadınların da çekici ve şık bir görüntüye sahip olmaları adına bir aylık maaşlarını beş dakika içerisinde onların özgür olmalarını sağlayacak bir ayakkabıya harcamalarını istiyor. Çünkü o, kadınların servet ödedikleri bu ayakkabıların onların çekiciliğini, baştan çıkarıcılığını ve kadınsı yönlerini ön plana çıkaracağına inanıyor. Louboutin tam 20 yıldır tasarımlarında aynı çocuksu heyecanı ve enerjiyi taşıyor. O, olmaya devam etmeli ki ne yeri başka biri tarafından doldurulsun ne de kadınların ayaklarındaki ihtişam hiçbir zaman değişmesin.

1991 yılı, Louboutin için tam bir dönüm noktası aslında… Hayatında olup biten her şeyi 91’den önce ve sonra olarak ayırıyor başarılı tasarımcı… Olgunlaştığı yıl olarak tanımlıyor bu seneyi. Kendi adında olan markasını annesinin ölümü üzerine kuran Louboutin, bu ölüm olmasaydı her zaman çocuk kalacağı için, markasının kuruluşunu da asla gerçekleştiremeyeceğini söylüyor. Annesi öldüğünde çocukluktan çıkıp yetişkinler âlemine dalan tasarımcı aniden yetişkinlerin çalışması gerektiğini hatırlıyor. Tasarım konusuna her zaman meraklı olan Louboutin, çizimlerini annesinin çok beğenip, her zaman arkasında durduğu için onu gururlandırmak adına kuruyor markasını…

christ3

Soyadını asla sevmeyen tasarımcı başlarda tasarladığı ayakkabıların bu denli çok sevilip kadınların ‘Louboutin’ler’ adını koydukları kendi tasarladığı ayakkabılar bulunan koleksiyonlar yaptıklarını görüyor ve sonrasında soyadına da bu duruma da alışıyor.

Hayatı her daim çok seven ve neşeli yüzüyle kameralar karşısında görmeye alışkın olduğumuz Louboutin, tasayı; “Hiçbir zaman anlamayacağım bir olgu.” Olarak nitelendiriyor. Tasarladığı ayakkabılarının bu kadar sevilmesini de buna bağlıyor. Çünkü ayakkabılar onun için bir tutku… Aslında hikâyenin özü de tamda burada başlıyor. Yaptığı işin bir yerde kadınları mutlu etmek olduğunu düşünen tasarımcı, mutsuzluğun ayakkabılarına yansıyacağını düşündüğü için bu kavrama yer vermiyor hayatında. “Mutsuzluk kara büyü gibidir.” Diyor ve ekliyor; “Hiçbir kadın kana batırılıp çıkarılmış bir şeyler satın almak istemez.”.

christ4

Kadınlar ve tasarladığı ayakkabılar arasında görünmez bir bağ var Louboutin’in… Şık giyimli hoş bir kadın gördüğünde kıyafetlerine, yüzüne ve davranışlarına bakarak ayağında ne tarz bir ayakkabı olduğunu anlamaya çalışan bir tasarımcı o. O, tasarımlarını bizlere sunup bırakmıyor peşlerini. Bizzat kendisi ziyaret ediyor açtığı butikleri. Ayakkabılarını satın alan kadınları izlemeyi sevdiğini söylüyor. “Benim ayakkabılarımı satın alan kadınlar her zaman aynı davranışta bulunuyorlar. Aynanın karşısına geçiriyorlar ve baştan aşağı kendilerini süzüyorlar. O anda anlıyorum ki ayakkabılar ile bütünleşmişler ve bu beni çok mutlu ediyor.”

christ5

Kadınların her daim yanında olan Louboutin, erkeklerin fetişist olduğunu düşünüyor. Erkeklerin ayakkabılarını boyadığını, parlamaları için buzdolabına bile koyduklarını, cilalarını asla eksik etmediklerini ve bu ayakkabılarının çok önce alınmış olduğu için övündüklerini söylüyor. Oysa ona göre kadının bu tarz detaylar asla umurunda olmuyor. Çünkü bir ayakkabıya 20 yıldır sahip olduğu için gurur duyan bir kadın yoktur. Nasıl elimiz, kolumuz vücudumuzun bir parçasıysa ayakkabılarda doğamızın bir parçası neredeyse bir uzantımız gibidirler. Louboutin’in gözünden bakın birde olaya, topuklu ayakkabı giymiş çıplak bir kadın oldukça çekicidir oysa yalnız ayakkabıları olan çıplak bir erkeğin palyaçodan farkı yoktur.

christ6

Hayatını ayakkabılara adamış gibi görünen bu adamın asıl ilgi alanı aslına bakarsanız kadınlar… Topuklu ayakkabı giymiş bir de bunlar üzerinde düzgün yürüyebilen bir kadın gördüğü zaman bu duruma taptığını birçok röportajında dile getiren tasarımcı, küçük bir çocukken de müzikallere bayılırmış. Topuklu ayakkabı giyen kadınlar, tüyler… Şık duruşuyla farklı bir çekim gücüne sahip olan Tina Turner’in da en büyük hayranlarından biriymiş Louboutin. 1970’li yıllara bakıldığında yüksek topuklu ayakkabı giyen bir kadına yolda yürürken metres gözüyle bakıldığını söyleyen tasarımcı, bu kadını o şekilde nitelendiren insanlara her zaman budala gözüyle baktığını söylüyor ki kadın gerçekten metres olsa bile… Daha sonra yine o yıllarda müzik sektörüne hızlı bir giriş yapan Blondie grubuyla rahat bir nefes almış Louboutin. Çünkü grup üyelerinden Debbie Harry’nin saçları civciv sarısı misaliymiş ve her daim topuklu ayakkabılar ile kameralar karşısındaymış. Bu yüzden Debbie Harry denildiği zaman Louboutin’in aklına özgürlük kavramı gelirmiş. Anlaşılan o ki tasarımcı her daim kadınların yanındaymış.

christ7

Bir kadın için en ideal ayakkabının her zaman topuklu ayakkabı olduğunu savunan tasarımcı, doğallık düşüncesinde de nefret eden nadir gruptan… Tanrı’ya inanmayı reddeden, insan elinin yarattığı şeyleri seven farklı bir adam… Bu yüzden de yüksek topuklu ayakkabıları gerçek bir icat olarak görüyor. Çünkü doğallıktan oldukça uzaklar ve Louboutin’in hayat görüşü olan faydasızlığa sahipler ona göre. Ayrıca topuklardan çıkan tıkırtıyı da küçükken izlediği müzikallerdeki melodilere benzetiyor bu sıra dışı adam…

christ8

Topuklu ayakkabıları oldukça seksi bulduğunu her fırsatta dile getiren Louboutin, topuklu ayakkabının vücutta yarattığı harekete bayılıyor. Çünkü ona göre hayat oldukça kısa ve daha yavaş yaşanmalı… Ve topuklu ayakkabıda tam da bu görevi görüyor aslında. Topuklu giyen bir kadın daha yavaş yürüyor ve hızlı yürümek bir kadını, çekicilikten oldukça uzaklaştırıyor ona göre. Bütün gün şehirde koşup duran bir sürü insanın asla dikkatimizi çekmediğini ama kalabalıkta yürüyor olsa bile topuklu ayakkabı giyen bir kadını her birimizin fark ettiğini söylüyor.

christ9

Bir kadının kendi tasarladığı ayakkabılar adına hapse bile gidebileceği açıklamasında bulunan tasarımcı; “Bir gün Dallas’ta bir kadınla tanıştım. Kilisedeki ayinlere geç gitmekten hoşlandığı çünkü ortalık sakinleştikten sonra içeriği girdiğinde Louboutin’larının çıkardığı sese bayıldığını söyledi. İki sene sonra tekrar gittim Dallas’a. Ve bu hoş sohbetli kadınla görüşmek istedim. Ancak bana hapiste olduğu söylendi. Neden mi? Çünkü çalıştığı iş yerinden para çalmış ve kendine bir çift yeni sezon Louboutin almış.”

christ10

Zaman içerisinde her şey gibi kendi markasının ruhunun da değiştiğini söyleyen Louboutin, ayakkabı tasarımı işine kapalı ayakkabılarla başladığı halde şuan daha çok açık ayakkabılar üretiyor. Çünkü bunların kadınları daha özgür kılacağını düşünüyor. Kendi tasarımları için çoğu zaman o da bizim gibi “Bu kusursuz oldu” diyor ve mütevazılıği asla sevmiyor. Asla bir kadın bunu günlük hayatta kahve içerken, alışverişe çıkarken giymeli demiyor. Kadınları her daim özel günlerde, şık bir biçimde hayal ederek tasarlıyor.

christ11

Son olarak Christian Louboutin’den bir söz; “Ayakkabı dişilerin sahip oldukları doğanın, kadının vücudunun hoş bir uzantısı. O kıvrım sevişen bir kadının bükülüşü gibi… Yalnızca ayağında ayakkabıları olan çıplak bir kadın, ayakkabıya rağmen çıplak görünür. Ayakkabılar yalnızca ayağın altını destekler. Sonuç olarak zaten beni ilgilendirende kadınların aldıkları bu güç…”.

Öğeyi Oyla
(0 oy)
Ece

Yorum eklemek için giriş yapın
yukarı çık
  1. Yeni
  2. Yorumlar
KERATİN BAKIMI VE BREZİLYA FÖNÜ
SAÇLARIMIZ İÇİN KALICI BİR YÖNTEM
SAÇ TÜYÜ TRENDİ BAŞLADI! RENGARENK SAÇ TÜYLERİ İLE HERKESİ KISKANDIRIN!
ARGAN YAĞI VE BİTKİSEL BİR EL KREMİ ÖNERİSİ
SAÇ BAKIMI VE UZUN SÜRELİ SAÇ ŞEKİLLENDİRME
EN ÖZEL GÜNÜNÜZDE PORSELEN MAKYAJLA EN GÜZEL SİZ OLUN
ARGAN YAĞI BAKIMI İLE MÜKEMMEL SAÇLAR
PORSELEN MAKYAJ İLE KUSURSUZ CİLTLER
CİLDİNİZDE PORSELENİN IŞILTISI OLSUN
PORSELEN MAKYAJ HAKKINDA FARKLI DÜŞÜNCELER
KUSURSUZ BİR CİLT İÇİN PORSELEN MAKYAJ
ÜNLÜLERİN GÜZELLİK SIRRI: ARGAN YAĞI
KERATİN BAKIMI İLE BREZİLYA FÖNÜ
KALICI FÖNLE YILIN YARISI FÖNLÜ SAÇLARA SAHİP OLUN
PORSELEN PUDRA VE PUDRA TONLARI