Menu
Tablet menu

Biz mi modaya uyuyoruz, yoksa moda mı bizi kendisine uyduruyor?

modaBu başlık aklınızı karıştırmış olmalı. Aslında zaten bu amaçla tasarlanmış bir başlık. Ama sadece aklınızı karıştırmak amacı taşmıyor; aynı zamanda hepimizin içinde bulunduğu bir durumu sorguluyor.

Orta okul ve lise çağlarımızda - bugün ilköğretim diyebiliriz -  ortalama olarak her birey bir kişilik arayışı içerisinde oluyor. Hayatın neresinde olması gerektiği ile neresinde olmak istediğini düşünüp dururken çeşitli şekillere girip çıkıyor. Hem davranışsal olarak, hem de ilgi alanları seçimi yönünden hemen hemen her ergenlik dönemi geçişinde olan kişi değişken bir yapı içerisinde oluyor. Bu genç arkadaşları dışarıdan gördüğünüz haliyle iç dünyasını, davranışlarını çok tahmin etmeniz mümkün değildir. Yoksa mümkün mü? Sanırım mümkün. Yani, düşünüyorum da lise dönemlerimde beni dışarıdan gören bir kişi gün içinde neler yaptığımı, hangi müzik türünü dinlediğimi felsefe olarak neye daha yatkın olduğumu, boş zamanlarımı nasıl geçirdiğimi gelecekte eğilimlerimi bile tahminin edebilirdi. Saçları dik dik ve kısa, bazen favoriler uzun, bazen sakallar fora, boynunda bir zincir, ebetteki üzerinde ya kuru kafa, ya da benzeri bir şey olan siyah tişört, malum bir kot, asker botu tadında bir bot (yaz günü bile), yan, giyimiyle "ben rocker'ım adamım" diye bağıran bir tip... Böyle bir adama uzaktan yaklaşan bir kişi küçük çaplı bir analizle neler yaptığımı kısaca çözebilir. - Sanırım siz de şimdi bu betimlemeden çözmüşsünüzdür.

O günlerde bana birisi "Rock müzik mi dinliyorsun?" diye sorsaydı bıyık altından hafif küçümseyen bir tavırla "Evet" derdim. Neden mi küçümserdim? Dinlediğim müzik türünün diğer tüm müzik türlerinden daha iyi, daha özel olduğunu düşünür ve bunun beni ayrıcalıklı kıldığını düşünürdüm. (Bugün rock müzik pek dinlemiyorum ama dinlenen müzik türünün hala kişiyi ayrıcalıklı kıldığını düşünüyorum ;) )

Bugün bu görünüşe daha yukardan eleştirisel bir açıdan baktığımda anlıyorum ki giyim kuşam insanı birçok açıdan ele veriyor. Sanıyorum ki birçok kişi rock veya rap akımının yansımalarını taşıyan giyim tarzlarını fark edebiliyordur. Bu tarzda giyinen birine baktığında kişiliklerini görsel imajlarıyla ifade ettiklerini görebilirsiniz. Bu, bir anlamda yansımasının altına attıkları bir imzaya benzetilebilir.

Kişiliklerimizi sadece sözlü ifade ile göstermiyor, aslında çoğu zaman giyim tarzımızla, kıyafetlerimizdeki renklerle, aksesuarlarımızla hatta bayanlar için makyajlarla kendimizi ortaya koyuyoruz. Örneğin saç modelleri; Son yıllarda yolda yürürken, saçları dik dik olan ve daha çok bir papağanı anımsatan ve buna uygun giyim tarzlarıyla ortalıkta dolaşan gençleri görmüşsünüzdür. Bu kişilerin saçlarını bu kadar farklı bir kesimle kullanmaları, yani alışılagelmiş biçimlerden çok daha farklı kestirmeleri genelde kendilerinin standart yaşam tarzından farklı bir yere sahip olduklarını ortaya koyan simgesel bir stildir. Bu kişiler gelenekçi yaklaşıma karşı durduklarını insanlara haykırıca kullandıkları bu saç modelleriyle gösterirler. Bu tarz giyimi yadırgadığımı veya beğenmediğimi düşünmeyin. Güzel buluyorum. Ama bazısı için de çok gereksiz duruyor. Demek istediğim insanlar görüntüleriyle kişiliklerini ve eğilimlerini kolayca ifade edebiliyorlar.

Farklı kanallarda yayın yapan TV kanalları gibi farklı dönemlerde farklı görüntü yayını yapma gayretinde olan kişilerin yansıra hayat tarzlarına özendiği kişilere benzemek amacıyla özendikleri kişiler gibi giyinen de birçok kişi mevcut. Sanıyorum ki, bu tür bir girişimle, yani özendikleri kişilere tıpa tıp benzemeye çalışılması ile bu tür bir görüntünün sosyo kültürel bir kazanç sağlayacağı düşünülüyor. Bu düşünce öyle güçlü olmalı ki birçok yerde bir ünlüye benzeyen tipler görmeniz mümkün. Bu durum özellikle modacıların işlerini oldukça kolaylaştırıyor olsa gerek.  Çünkü bu ve benzeri durumlar sayesinde giyim sektörü alım gücü orta düzeyin üstünde olan, markalaşmaya oldukça özenen insanlara hitap eden ürünleri piyasaya sunarak, bu ürünleri satın almak için birbiriyle yarışan insanlar yaratmak oldukça kolay bir hale geliyor.  Bu durum bir yanlış gibi algılanmasın. Modanın mı bizi kendisine uydurduğunu, yoksa bizim mi modaya uyum sağlamaya çalıştığımızı sorguluyor ve cevap arıyoruz.

Son yıllarda çok duyduğumuz ve cümle içinde kullanırken de nedense kulağa hoş gelen, Türkçe ‘ye yeni bir anlatım kazandırmış olan(!) bir kelime var: Çakma! Sadece moda ve giyim sektöründe değil, diğer birçok sektöründe önüne geçemediği, Türkiye'de önemli bir pazar haline gelmiş bir sahadan, pazarlara peynir ekmek gibi satılan "Çakma" ürünlerden bahsediyorum. Gelir düzeyi yaşam sınırının altında olan toplumumuz ailesinin yeni yetişen kızlarını, oğullarını o bir türlü yetişemedikleri yeni bir imaj sağlayan, kulaktan kulağa yayılan ve birçok reklam mecrasında yayınlanan reklamlar sayesinde mahalle pazarlarından toplama yarışları da bu işin komik yanlarından birisi. Aslında bu pazarlarda modadan bir haber olduğunu düşünen kişiler, bizzat modanın orta yerinde durmaktadırlar. Moda en çok bu pazarları ve bu pazarların müdavimlerini etkiliyor. Bir marka yeni bir ürün çıkarıyor. Mağazalarda ürünün orijinalini alamayan vatandaş pazarlara koşup çakmasını alıyor. Sonra bir de bakmışsınız ki çakması orijinalinden fazla tercih edilir hale gelmiş.

Bazen ekranlardaki reklamalar veya bir defile aracılığıyla görmüş olduğumuz bir giysiye "Ne bu böyle, hayatta giymem ben bunu." dediğimiz kıyafetleri bir süre sonra çoğumuz farkında olmadan alışıyor ve ona sahip olma duygusuyla uygun fiyata alacağımız yerler arama başlıyoruz.

Bu yazı ile ne moda sektörünü kötülüyorum, ne de toplumumuzun seçimlerini yargılıyorum. Sadece modanın topluma etkilerine ve toplumdaki yerine bir açıdan mercek tutarak "Biz mi modaya uyuyoruz, yoksa moda mı bizi kendisine uyduruyor?" sorusuna bir cevap arıyorum. Bu soru sanırım "Tavuk mu yumurtadan çıkar, yoksa yumurta mı tavuktan?" sorusuna benziyor.

Moda ve Modapedia dolu günler ;)

Öğeyi Oyla
(0 oy)
Bu kategoriden diğerleri: « Fetişizm Podyumda Fazla İngiliz »
Yorum eklemek için giriş yapın
yukarı çık
  1. Yeni
  2. Yorumlar
KERATİN BAKIMI VE BREZİLYA FÖNÜ
SAÇLARIMIZ İÇİN KALICI BİR YÖNTEM
SAÇ TÜYÜ TRENDİ BAŞLADI! RENGARENK SAÇ TÜYLERİ İLE HERKESİ KISKANDIRIN!
ARGAN YAĞI VE BİTKİSEL BİR EL KREMİ ÖNERİSİ
SAÇ BAKIMI VE UZUN SÜRELİ SAÇ ŞEKİLLENDİRME
EN ÖZEL GÜNÜNÜZDE PORSELEN MAKYAJLA EN GÜZEL SİZ OLUN
ARGAN YAĞI BAKIMI İLE MÜKEMMEL SAÇLAR
PORSELEN MAKYAJ İLE KUSURSUZ CİLTLER
CİLDİNİZDE PORSELENİN IŞILTISI OLSUN
PORSELEN MAKYAJ HAKKINDA FARKLI DÜŞÜNCELER
KUSURSUZ BİR CİLT İÇİN PORSELEN MAKYAJ
ÜNLÜLERİN GÜZELLİK SIRRI: ARGAN YAĞI
KERATİN BAKIMI İLE BREZİLYA FÖNÜ
KALICI FÖNLE YILIN YARISI FÖNLÜ SAÇLARA SAHİP OLUN
PORSELEN PUDRA VE PUDRA TONLARI